Ana Sayfa Künye İletişim
Konular Yayın Akışı Foto Galeri Ziyaretci Defteri Canlı Yayın
Yeni Kayıt Üye Giriş
Sizi Allah'a Şikayet Ediyorum
Cuma Hutbeleri
Münafıkların ve Zalimlerin İktidarı (Ramazan BEYHAN)
Yorum : 0
Cuma Hutbeleri
Bireysel ve Toplumsal Tecessüs
Yorum : 0
Sohbetler
Peygamberimizle Vefatından Sonra Görüşme İddiaları
Yorum : 0
Envâru'l - Kur'ân
Envâru'l-Kur'ân - Fatiha Suresi (5-7)
Yorum : 0
Sohbetler
Zannı Din Edinmek
Yorum : 1
Sohbetler
Paralel Din ile Neyi Kastettim?
Yorum : 0
Envâru'l - Kur'ân
Envâru'l-Kur'ân - Fatiha Suresi (2-4)
Yorum : 1
Sohbetler
Utandım!
Yorum : 2
Envâru'l - Kur'ân
Fâtiha Suresi'nin Genel Tanıtımı, İstiâze ve Besmele
Yorum : 0
Sohbetler
Allah Katında Geçerli Din, İslam'dır!
Yorum : 0
Cuma Hutbeleri
Kur'ân, Bugüne Ne Diyor?
Yorum : 0
Envâru'l - Kur'ân
Kur'ân'ın İşlevleri
Yorum : 0
Sohbetler
Hocaefendi ile Görüşmem Konusunda Zaruri Açıklama
Yorum : 2
Sohbetler
Vahyin Hakemliğinde Sünnet ve hadis Algımız
Yorum : 0
Sohbetler
Adalet, Merhamet ve İhanet!
Yorum : 0
Envâru'l - Kur'ân
Kur'ân Kavramı 2
Yorum : 2
Sohbetler
Yaşananlardan İbret Almak
Yorum : 0
Sohbetler
Cihad (Mustafa CAN)
Yorum : 0
Kategoriler
Tefsir Dersleri
Esmaul Hüsna
Sohbetler
Asya-Der Sohbetleri
Cuma Hutbeleri
Envâru'l - Kur'ân
Konu Başlıkları
1:29:59 (Bunu yapabilen o yiğit kimseler var ya, onlar bir gün Rablerine kavuşacaklarına ve sonunda dönüşün ona olacağına, gözleriyle görmüş gibi inanırlar.) İşte Allah'ın sabır ve namazla, diriniş ve dua ile şeytana, nefsimize, toplumun ayartmalarına, iç güdülerinizin baskılarına karşı direnirseniz. Bunu ancak gözünüzle görmüş gibi, Allah'a kavuşacağınıza, iman ediyorsanız, yapabilirsiniz.
1:28:33 Allah'tan, namaz ve sabırla yada dua ve direniş ile yardım isteyin. Sabır direniştir. Direnmektir. Günaha, isyana, nefse karşı direnmek. Niçin böyle bir ayet İsrailoğulları ile ilgili bir konunun içine girmiş, diye sorarsanız? Yahudileşmeye karşı direnmek. Direnin. Sizi yahudileştirmek isteyen şeytana, insan şeytanlara karşı namazla, duayla direnin.
1:27:28 (Siz yoksa insanlara, fazileti, erdemi tavsiye ediyor. Ama kendinize sıra gelince onu unutuyor musunuz? Üstelik kitabı da okuyup dururken. Siz hiç kafanızı çalıştırmayacak mısınız?) Yani siz insanlara bir şeyi tavsiye ediyorsunuz, şunu yapın diyorsunuz ama siz kitabı okuduğunuz halde yapmıyorsunuz. Cahiller yapacaklar ama okumuş yazmışlar yapmayacaklar. Yani siz dini pazarlıyorsunuz. Söylemekle yapmaK arasını ayırıyorsunuz. Oysaki onu önce sizin yapmanız gerekiyordu.
1:26:10 (Namazı istikametle kılın. Karşılıksız yardımda bulunun.) Niçin? Yahudiler faizle yaşadılar. Karşılıklı yardım ediyorlardı. Faiz alarak borç veriyorlardı. Milletin kanını emmeyin faizle, karşılıksız yardım edin. (Allah'ın önünde eğilenler ile birlikte sizde eğilin.) Yani İslam cemaatinin içine sizde girin ve onlarla birlikte ruku edin. Çünkü onlar sizin peygamberinizi ve kitabınızı tasdik ediyor. Siz niçin onlardan ayrı duruyorsunuz.
1:22:56 (Ve iman edin, sizin yanınızdakini tasdik eden indirdiğim şeye iman edin. Siz kafirlerin onu inkar edenlerin öncüsü olmayın ve ayetlerimi ucuza satmayın) Yani ebedi hayatı verip geçici hayatı almayın. Allah'ın hakikatlerini insanlara pazarlayıpta onunla para kazanmayın. Yani tezgahtarlık yapmayın. Yalnızca benden korkun. Hakkı batılla birbirine karıştırıp ta bile bile hakkı gizlemeyin. Hakkı batıla karıştırınca batıl hak olmaz ama hak batıl olur.
1:21:05 (Ey İsrailoğulları nimetimi hatırlayın, size verdiğim o bitimsiz vahiy nimetini. Benimle yaptığınız sözleşmeye uyun ki, bende sizinle yaptığım sözleşmeye uyayım. Yalnız ama yalnızca benden sakının.) Burada Allah'ın İsrailoğullarına verdiği söz elbetteki açık, onları dünya insanlığına lider ve önder kılmak. Ama öncelikle onlar Allah'a verdiği sözü tutarsa bu söz gerçekleşecek. Nedir onların sözü? Vahyi insanlığa taşımak. Vahyi hayata hakim kılmak. Önder, öncü ve model bir toplum oluşturmak.
1:18:52 120 Ayetle İsrailoğulları'nın yahudileşme serüveni anlatılıyor. Ve bunun tek hikmeti de; Ey Muhammet ümmeti sizde aklınızı başınıza almazsanız, Musa'nın ümmeti gibi yahudileşirsiniz. Bakın Musa'nın ümmeti nasıl yahudileşti, onlardan ibret alın, ders alın onların yaptığını yapmayın ki, sizde onların akibetine uğramayasınız. Onlar yahudileşince Allah onlardan görevi aldı.İnsanlığa vahyi taşıma görevini size verdi. Eğer sizde yahudileşirseniz Allah sizden bu görevi alır.
1:17:16 Cehennemi, Mevlana, İkbal, Musa Carullah gibi kimi alimlerde bir terbiye yeri olarak görmüşler. Hatta Hindistanlı bir reformist İslam Alimi olan Ahmed Uddin cehennemi bir hastane olarak niteler. Orada tedavi gördükten, günahı kadar yandıktan sonra orada kalınmayacağını iddia eder. Ben bununda gaybi olduğunu bu meselede son sözü söyleme yetkisinin sadece Allah'a ait olduğunu, bütün tarafların delillerinin kati değil zanni olduğunu sanıyorum. Bir taraftan yana olmanın gerekmediğini düşünüyorum.
1:16:22 İbni Teymiye ekolü ise; onun talebesi İbn Kayyim El-Cevziye bu konuda müstakil bir eser yazmıştır. Hadi'l-Ervah İla Biladi'l-Efrah. Bu eserde cehennemin geçiciliğini maddeler halinde sıralamış. Allah la beraber hiç bir şeyin baki olmadığını, sadece Allah'ın baki olduğunu her bir şeyin bir süresi olduğunu cehenneminde bir süresi olduğunu ve bunun farklı bir delilinin Allah'ın Rahmetinin gazabını geçmiş olduğunu, Allah'ın bağışlayıcılığının Allah'ın gazabından daha büyük olduğunu yazmış.
1:15:40 Sufiler cehennemin geçici olduğunu savunurken, onlar, kendi mantıkları içerisin de zaten Allah'tan başka her şeyin geçici olduğunu söylerler ve bu fikirden yola çıkarlar. Ve bu fikirlerine de Kur'an'dan: Her bir şey herkes fani olacaktır. Baki olacak olan sadece celal ve ikram sahibi olan Rabbinin zatıdır Ayetini delil gösterirler.
1:12:31 (Onlar ki; küfrettiler yani hakikatin üzerini örttüler ve ayetlerimizi yalanladılar. İşte onlar ateş halkıdır ve onlar orada astronomik sürelerle kalacaklardır.) Halidun lügat ta dilde uzun süre anlamına gelir. Buradan yola çıkarak cehennemin kalıcı mı, geçici mi olduğu tartışılmıştır. Cehennemin kalıcı olduğunu söyleyenler halidun kelimesini ebedi kalıcı olarak görmüşlerdir. Ancak cehennemin geçici olduğunu söyleyenler Hud Suresinin 106 ve 107. ayetini delil göstermişlerdir.
1:06:32 (Dedik ki; hep birlikte oradan çıkın. İyi bilin ki, yine benden bir rehberlik size gelmeye devam edecek. Kim benden bundan sonra gelecek rehberliğe tabi olur ona tutunur ve yapışırsa onun için geleceğe ilişkin istikbal kaygısı yoktur. Geçmişe ilişkin üzüntüde duymayacaktır.) Allah'tan gelecek rehberlikten kasıt elbetteki nübüvvettir. Yani Allah insanı yeryüzüne halife kıldıktan sonra akıl, vicdan, irade gibi vahyin başka türü olan nimetler sundu, sonra insana birde peygamber ve kitap gönderdi.
1:04:17 Tövbe nedir? Tövbe kelime anlamı, dönmek demektir. Geriye dönmek vazgeçmektir. Şeri anlamı ise; yapılan bir hatayı bir daha yapmamak üzere kast etmek, karar vermek ve Allah'tan özür dilemektir. Kur'an'da tövbe ve istiğfar ayrı ayrı gelirler. İstiğfar bir şeyden dolayı Allah'tan dil ile özür dilemektir. Tövbe ise; Allah'tan özrü yaptığınız hatanın cinsi ile dilemek anlamına gelir. Günahı madde ile mi işlediniz? Tövbeyi de madde ile yapacaksınız.
1:02:29 Meleklere adeta cevap olarak, Adem, al bende bende tesbih ediyorum, hamd ediyorum, yani Ademoğlu, insanoğlu; Ey Melekler biz sizden aşağı kalmıyoruz. Namaz kılmakla sizinle birlikte Allah'a hamd etmek, Allah'ı tesbih etmek, Onu tevhid etmek yarışına bizde katılıyoruz, bizde bu evrensel koronun içindeyiz demiş olur. Onun için namaz Miraçtır. Namaz Meleği geride bırakıp Allah'a kavuşmaktır.
1:01:18 Süphaneke içeriği itibariyle üç şeyi içerir. Muhtevidir. Tesbih, hamd ve tevhid. Ey Allah'ım seni ulularım. Sen noksan sıfatlardan münezzehsin. Her türlü eksikten berisin. Hamd sanadır. Övgülerin tümü, senin içindir. Senin adın ne mübarektir. Ne yücedir. Sen çok ulvi bir Rabsin. Senin ismin, senin varlığın, çok yücedir. Senden başka tapılacak hiç bir ilah, hiç bir mabut, hiç bir varlık ta yoktur.
58:26 (Ve sizin için yeryüzünde, bir istikrar, bir geçimlik vardır. Yeryüzü sizin için bundan böyle bir döşek tir, bir evdir, bir mekandır. Ve yeryüzünün demini birazda siz sürün. Belli bir süreye kadar orayı mesken tutun. Bunun ardından Adem Rabbin den bir takım kelimeler aldı.Ve o kelimelerle Rabbine tövbe etti. Ondan özür diledi. Yani öz eleştiri yaptı.) Adem'in aldığı kelimelerin Süphaneke olduğunu dair sahih rivayetler var.
57:55 Hadis de de ifade edildiği gibi: Mümin dost olan, dost olunan dır. Dost olmayan ve dost olunmayanda hayır yoktur. Aslında burada çizilen tip insan tipidir. İnsan, kelimesinin iki kökeninden biride ünsiyettir. Yani, yakınlık kurabilen, sevebilen, muhabbet edebilen demektir.
56:00 (Şeytan onların ayağını kaydırdı ve onları bulundukları o yerden çıkardı. Ve bizde dedik ki; birbirinize düşman olarak inin.) Birbirinize düşman olarak inin hitabının muhatabı olan o düşmanlar, elbette insan ve şeytan soyu. Yoksa insanlar birbirine düşman olarak insin manası çıkmaz. İşte Hırıstiyanlar bu manayı çıkardıkları için; İnsan insanın kurdudur felsefesini ortaya attılar. Ve yeryüzünde insanın diğer insanlarla sürekli savaş içinde olduğu felsefesi üzerine tüm İdeolojilerini bina ettiler.
54:26 Özellikle 25. ayeti tefsir ederken değinmiştim. Yeryüzünde ne varsa, hepsi ahiretteki gerçeğinin bir kopyasıdır. Hatta buradaki hayatta gerçek hayatın bir kopyasıdır. Her ne kadar bu düşünce Eflatun'un İdeler Alemi düşüncesi ile benzerlik arz ediyorsa da aslında temelde çok farklıdır. ''Her ne zaman o rızıkla rızıklansalar, derler ki; cennettekiler, bu bizim daha öncede rızıklandığımız şeylere benziyor. Tıpkısı derler. Ama kesinlikle farklıdır. O, onlara benzer gösterilmiştir.''
53:49 Müslimde geçen bir hadiste, Fırat, Dicle, Nil ve bir başka nehrin daha yani 4 nehrin, cennet nehirlerinden olduğu söylenir. Eğer bu hadisi sahih kabul edecek olursak, o zaman yeryüzünde, bu nehirlerinde doğduğu bir cennetin de olduğunu, rahatlıkla iddia edebiliriz. Onu için bu, bahçe olarak tercüme edilmesi mümkündür.
Güncel Haberler
Ziyaretçi Defteri
Cuma Namazı
El Esmau'l Husna Dersleri
ANA SAYFA KÜNYE İLETİŞİM
 ® 2011 -Tefsir Dersi- Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir 

Tasarım ve Kodlama : Canliyayin.ORG